Çocukluğumun en heyecanlı zamanları rahmetli dedemle birlikte Mustafakemalpaşa’dan yola çıkıp Bursa’ya geldiğimiz günleriydi. Şimdinin ‘sokak lezzetleri’ olarak tarif edilen yiyeceklerine pek bir düşkün olan dedemle midelerimizi bayram ettirecek tadımlar yapardık, son olarak da yolumuzu Kozahan’a çevirirdik. Çünkü bu gezilerimizi ipek kozası mezatlarının olduğu günlere rast getirirdi dedem.
Elimdeki kutuya bir avuç ipek böceği kozası koyar, en kıymetli hazinem gibi göğsüme bastırarak eve dönerdim. Kozaların bakımından ben sorumlu olurdum. İçlerinden tırtılın çıkışını, onları dut yaprakları ile beslemeyi ve nihayet kelebek olup uçtuklarını izlemeyi hala çocukluğumun en muhteşem anıları arasında sayarım.
O zamandan beri Kozahan’a gitmek, çocuklarımı Kozahan’a götürmek, onları ipekle tanıştırmak, sıcak yaz günlerinde şehrin en keyifli serinleme alanı olan hanının iç bölgelerini kızlarımla gezmek de yetişkin bir kadın olarak beni çok mutlu eden zamanlardı.
Önceleri hanın ortasındaki çeşmenin etrafındaki üç beş masadan birini tercih edip, sıcak simitle birlikte çay içebiliyorduk bu aktivitelerin sonunda. İstersek bir sade kahve ile yorgunluk atıyorduk. Dükkanlar rahatça gezilebiliyordu, ben dinlenirken kızlarım şehrin geleneklerini yansıtan hediyelikler alabiliyordu.
Zaman içinde, Kozahan kapitalizmin azgın yüzüne yenildi. Masalar, sandalyeler çoğaldı, çay ve kahve paraları haddini aştı. Gürültü ve insan kalabalığından ne ipekleri ne de hediyelik eşya dükkanlarını görür olduk. Zaten pek çoğu kapanmaya yüz tuttu alt avludaki dükkanların. Kapananlar da Bursalılara yiyecek içecek satan mekanlara dönüştü…
Tüm bu gelişmelerin ardından, Kozahan’daki dükkanların tahliyesine yönelik haberleri işittik hep birlikte geçtiğimiz günlerde.
Doğrusu son zamanlarda gördüğüm manzara UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Koza Han’a hiç yakışmıyordu.
Ancak tahliye uygulamasının nedeni, estetik açıdan görünenin ötesinde.
“UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Bursa’nın tarihsel kimliğinin en önemli simgelerinden biri olan Kozahan’da gerçekleştirilen boşaltma ve tahliye işlemleri, kamuoyuna yansıdığı üzere, afete karşı hazırlık ve risk azaltma çalışmaları kapsamında yürütülecek teknik uygulamalar doğrultusunda gerçekleştirilmiştir.
Tarihi han yapıları; özgün taşıyıcı sistemleri, yoğun kullanıcı sirkülasyonu, avlu düzeni ve çok işlevli kullanımı nedeniyle afet senaryoları açısından özel değerlendirme gerektiren yapılardır. Deprem, yangın ve acil durum tahliye senaryoları gibi başlıklarda yapılacak her teknik çalışma, yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da güvenliğini ilgilendirmektedir” sözleri ile tahliyenin nedenini ve Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin tahliyeye verdiği desteği açıklıyor.
Bugünse bir işletmecinin Koza Han’da masa ve sandalyelerin kaldırılmasına ilişkin uygulamayla ilgili açtığı dava sonucunda Bursa 3. İdare Mahkemesi, tahliye işlemi hakkında yürütmenin durdurulmasına hükmetti.
Davacı işletmeci 25 yıldır kiracı olduğunu ve 2026 yılını kapsayan yeni kira sözleşmesini Aralık 2025’te imzaladığını beyan etti. Geçerli bir sözleşmesinin bulunmasına rağmen işyerinin önüne koyduğu masa sandalyelerin ‘fuzuli şagil’ olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu savundu.
Yargılama süreci kapsamında Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden, taşınmaza ilişkin mülkiyet belgeleri, kira sözleşmesi ve ‘fuzuli şagil’ tespitine dair tüm evrakların gönderilmesi istendi. İdareye savunma için 10 günlük süre tanındı.
Konu 10 gün sonra bir kez daha gündemimize gelecek.
Bu süreçte davacı işletmeci masa sandalyelerini geçici olarak Kozahan’ın bahçesine yerleştirdi.
Gelelim benim fikrime…
Aslında Bursalıların büyük bölümüyle aynı fikirdeyim. Kozahan’ın o mistik havasını solumak için küçük alanlarda küçük sandalye ve masalardan oluşan dinlenme alanları hem yerli hem de yabancı turistler açısından olduğu gibi yerli halk açısından da çok keyifli olur.
Fakat, geçmiş dönemde olduğu gibi abartılı bir yayılımla Kozahan’ın tüm ambiyansının bozulması, herhangi bir afet anında tahliyenin zorlaşması gibi kötüye kullanımların muhakkak önüne geçilmeli. Bir de fiyat meselesi var tabi. Fahiş fiyatların kontrol altına alınması şart!
Tüm bunlar için sadece bir görevlinin hanın açık olduğu saatlerde sürekli denetleme yapması, bu bir kişinin de görevini yapıp yapmadığının arada düzenlenen zabıta denetimleri ile denetlenmesi bence yeter de artar bile.
Kısacası Kozahan’da dinlenmek istiyoruz, ama Kozahan’ı geri almayı daha çok istiyoruz…





