‘Devlet baba’yı kaybettik…

Eskiden, benim çocuk olduğum, hatta genç olduğum zamanlarda ‘Devlet baba’ diye bir kavram vardı. Benim gibi yarım asrı devirmiş olanlar bu kavramı iyi hatırlar. Garibanların sığındığı, haksızlığa uğrayanların kapısını çaldığı, bir biçimde şefkatli elini başımızın üzerinde hissedeceğimize inandığımız ‘Devlet baba’ kavramı…

‘Devlet baba’ kavramının siyasetten ari bir kavram olduğunu, aslında o dönemde vatandaşa hizmet eden kurumların pek çoğunun yönetiminin siyasetten ari olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Siyasetle içli dışlı olan hiçbir kavramın tam bir kapsayıcılık sağlamayacağını tahmin edersiniz.

Bu durumun vatandaşa kendini eşit hissetme, toplum içinde yalnız kaldığını düşünmeme, güven, adaletin tesis edileceğine, kendisine sahip çıkılacağına duyduğu büyük inanç olarak yansıdığını anımsıyorum eski hatıralarımdan…

Şimdinin gençleri ne yazık ki, böyle düşünceler içinde büyüme şansına erişemediler, zira şimdilerde devletle siyaset, siyasetle ticaret, siyasetle devlet kurumlarındaki işlerin yürüme biçimi, hatta siyasetle siyaset öylesine iç içe geçti ki, hayatımızın en küçük hücrelerinde dahi siyaseti hisseder olduk.

Aradaki en büyük kaybımız elbette ‘Devlet baba’ydı…

Tüm bunları derin derin anlattım, çünkü geçtiğimiz günlerde yine Türkiye gündemine oturmayı başardık Bursa olarak.

Konu şehrin trafik sorununu çözecek bir çözüm olarak görülen Bursa Kuzey Çevre Otoyolu Projesi Değerlendirme Toplantısı’ydı. Toplantıyı böylesine özel yapan mesele ise toplantıya ev sahipliği yapan Bursa Valisi Erol Ayyıldız’ın mevzuyu sadece AK Parti Bursa Milletvekilleri ile konuşma gereği duymasıydı.

Böyle önemli bir konunun şehrin belediye başkanları ve muhalefet milletvekilleri olmadan konuşulmasını saçma bulmuş olsalar gerek, Valiliğin resmi sayfasında ‘…Bursa milletvekilleri, AK Parti İl Başkanı, ilgili kurum temsilcileri ve bölge muhtarlarının katılımıyla…’ ibaresi yer aldı.

Valiliğin resmi sayfası dahi ‘AK Parti milletvekilleri ile bir araya geldik, muhalefet milletvekillerini ve belediye başkanlarını çağırmaya gerek duymadık, Kuzey Çevre Yolu Projesi gibi önemli bir projede belediye başkanlarının şehir vizyonlarını, şehir için düşündükleri büyüme biçimini, öngörülerini ve kendi geliştirdikleri planlarını birlikte değerlendirme ihtiyacı hissetmedik’ dememiş.

Neden?

Çünkü böyle olursa şehrin bir bölümü dışlanmış olur. Şehirde sadece AK Parti’ye oy vermiş olanlar önemli olur. Diğerleri, diğerleri olarak kalır…

‘Devlet baba’ kayboldu demiştim birkaç paragraf önce, yerine ne yazık ki, siyasetin devleti, bir başka deyişle ‘Parti devleti’ geldi. Daha önce de benzeri toplantılar yaşamıştı Bursa. Şahsen muhalefet partileriyle aynı konunun ayrıca görüşüldüğü gibi iyimser bir kanaat oluşmuştu bende. Konunun arkasını da arama ihtiyacı hissetmemiştim. Bin bir sorunlu şehirde bu mevzu çok da aklıma takılmamıştı.

Allah tarafından bu kez biri sormuş, bu kez biri üstüne gitmiş…

Tek bir görüş, tek bir ses, tek bir emirle hareket ederek bir takım kararlar alındığını ve bu kararların yeri geldiğinde bir şehri yeri geldiğinde bir ülkeyi etkilediğini bir kez daha gözümüze sokmuş bu soruyu soran arkadaş.

Üstelik böyle konuşulmadan, tartışılmadan alınan kararların büyük bölümüne şerh düşülüyor, itirazlar geliyor, yine de kulaklar tıkanıyor.

Seçilmiş muhalefet milletvekilleri ve belediye başkanları ötelenerek masaya yatırılan Bursa Kuzey Çevre Otoyolu Projesi mesela, Çağlayanköy, Ahmetbey, Aksungur, Mürsel, Ülkü, Dedeköy ve Küçükyenice sathının tamamını ilgilendiriyor. 31 kilometrelik hat 3 tünel, 15 viyadük ve 1 köprüden oluşuyor.

Köylünün itirazı var. Sorulsa bölgenin seçilmiş belediye başkanlarının da itirazı olacak muhtemelen. Trafik sorununun çözümü için şehrin en verimli tarım arazilerinin gözden çıkarılmasını istemiyorlar. Bence sonuna kadar da haklılar. Siyah incir burada, meşhur Çağlayan üzümü burada, zeytin burada, şeftali burada…

Bursa Büyükşehir Belediyesi şehre 2050 vizyonunu kazandırmak üzere bir Çevre Düzeni Planı hazırlarken, böylesine önemli bir yatırımın şehrin belediye başkanları ile görüşülmeden sadece AK Parti milletvekillerinin konusuymuş gibi ele alınması devletle siyasetin birbirine karışmasının ne kadar zararlı olduğunu bir kez daha gösterdi bana.

‘Devlet baba’yı arıyorum.

O olsa böyle yapmazdı…