Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamının CHP’den AK Parti’ye geçmesiyle birlikte bir kez daha duraklama devrine girmiş olan Bursa beklemeye tahammülü kalmayan şehirlerden biri…
Uzun süre AK Parti yönetiminde hizmet bekleyen, ancak beklediğini bulamayan şehir, CHP’li kadroların belediyeyi tam olarak kavraması ve kendi kadrolarını oluşturması sürecinde de bir duraklama yaşadı.
Tüm bu süreçlerde şehri ayağa kaldıracak hamlelerin atılmadığını düşünüyorum.
Şimdi yeniden bir kez daha AK Parti yönetimine geçen Bursa, kadrolaşma süreci, belediyenin yeniden ele alınması aşamaları derken birkaç yılı kaybetmeyi göze alamaz.
Öncelikle şehrin normalleşmeye ihtiyacı var. Siyasi parti güdümüyle oradan oraya sürüklenmekten bıktı herkes. Burası küçük esnaf şehri, ticaretin, sanayinin ve tarımın iç içe olduğu bir şehir, dolayısıyla biraz ondan biraz bundan içinde her şeyden olan, olması gereken, insanların başka türlü yaşayamadıkları bir şehir.
Kimsenin bu şehre yeni bir gömlek biçmesine ihtiyaç yok!
Su indirimi konusu büyük kavgalara neden olmuştu, şimdi AK Parti yönetiminin muhalefetteyken CHP’li başkandan istedikleri ‘Su zamları geri alınsın, katı atık bedelleri kaldırılsın’ sözünün yerine getirilmesi gerekiyor!
Şehirde büyük bir kentsel dönüşüm problemi var. İnşaatta yaşanan darboğazın yanı sıra şehirdeki soruşturmaların da etkisiyle durma noktasına gelen kentsel dönüşümde vatandaşın elinden tutmak adına İstanbul’da uygulanan ‘Yarısı bizden’ kampanyası Bursa’da da hayata geçirilmeli.
Hizmet için iktidar ile yerel yönetimin meç olması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözü yerde bırakılmamalı!
Bursa’nın pahalı ulaşım çilesine bir son verilmeli. Ulaşım ücretlerine içinde bulunduğumuz akaryakıt zamlı duruma rağmen indirim gelmeli ki, Bursa iktidar partisi yönetiminde olmanın avantajlarından yararlandığını hissetsin. Ulaşımda uygulamada olan ‘Anne indirimi’ devam etmeli, öğrenci indirimine mezun öğrenciler yeniden eklenmeli!
Vatandaşın cebine dokunan ‘Kent lokantaları’na siyasi gözle bakılmamalı, ismi ne olursa olsun benzeri konsept korunarak ucuz yemek yeme noktaları oluşturulmaya devam edilmeli!
Burfaş kafelerin de benzeri bir nedenle çoğalarak hizmeti sürdürmesi dar gelirli tüm kesimlerin sosyalleşmesinin önünü açmak adına önem arz etmekte!
Öğrencilerin birlikte ders çalışabilecekleri gençlik merkezleri ve kütüphanelerin de şehre büyük bir hizmet olduğunun altını çizmek lazım.
Şehrin 2050 vizyonlu bir Çevre Düzeni Planı var malum. Plan Alinur Aktaş döneminde iki yıl çalışıldı, tam uygulamaya girecekti Başkanlık koltuğuna Mustafa Bozbey oturdu, iki yıl da bu biçimde kaybedildi. Sonuçta Bursa hala plansız ve şehre halen Ankara’dan yapılan plan müdahaleleri şekil veriyor. Bu durumun önüne geçmek için acilen Çevre Düzeni Planı için harekete geçilmeli ve plan meclise gelmeden önce şehrin sivil toplum kuruluşları ile etraflıca tartışılmalı!
Havası, suyu, toprağı insafsızca kirletilen Bursa yaşadıklarını hak etmeyen bir şehir. Kendisinden alınanın çeyreğini geri alamayan, toprakları üzerinde üretim yapan firmaların vergilerini İstanbul’a ödedikleri bir yapının içinde. Bu çember kırılmalı. Arıtma tesislerinin tam ve doğru çalıştırılması konusunda en ağır yaptırımlar uygulanmalı!
İşin trafik sorununu çözmek ve şehre değer katacak yatırımlar yapmak kısmına girmiyorum fark ettiyseniz. Çünkü böyle etraflıca bir kalkınma için öncelikle iktidarıyla muhalefetiyle Bursa milletvekillerinin ve parti yöneticilerinin bir araya gelerek tüm siyasi kimliklerinden arınıp hizmet için bir lobi oluşturması gerekiyor.
Bursa’nın en çok neyi yok derseniz, size ‘Ankara’da lobisi yok’ derim. Üç buçuk milyonluk bir büyükşehrin Ankara’da lobisi olmalı!
Herkes elini başının arasına alsın derin derin bir düşünsün, anlaşılan o ki, ufukta bir erken genel seçim ve en geç üç yıl sonra da bir yerel seçim var…




