Son günlerde şehrin gündemini en çok meşgul eden konulardan biri Kozahan’daki kafe ve çay ocaklarının ‘fuzuli şagil’ ile hanın avlusuna kontrolsüzce yayılmasıydı. Bu durum bir yandan tarihi mekanın güzelliğini zedelerken, diğer yandan mekanın herhangi bir afet esnasında boşaltılmasını zorlaştırıyor, dolayısıyla insan hayatını tehlikeye sokuyordu.
Konuyla ilgili yargının kararını beklerken, şehrin pek çok bölgesindeki kontrolden çıkmış ‘fuzuli şagil’ örneklerine bir göz atalım dedim.
Garaj altı bölgesi denilen, Çiftehavuzlar, Başaran, Yeşilova, Küçükbalıklı gibi mahalleleri kapsayan alanda geçmiş dönemlerde vatandaşın da talebi üzerine yürümeyi kolaylaştırmak adına kaldırım çalışması yapıldı biliyorsunuz. Var olan kaldırımlar genişletildi, kaldırım olmayan yerlere bir bebek arabası ya da pazar arabasıyla geçilecek kadar alan eklendi.
Maksat vatandaşın hayatını tehlikeye atarak cadde üzerinden yürümek zorunda kalmasının önüne geçmekti.
Bunun sonunda ne oldu biliyor musunuz?
Kaldırımların arkasında kalan dükkan sahipleri kaldırımları işgal ederek ürünlerini burada sergilemeye başladı. Hatta kaldırımın bir bölümünü kahvesinin devamı gibi kullanan, bu alanı brandalarla kapatan, üstüne bir de kapı taktırıp kilit koyanına dahi şahit oldum.
Adam utanmamış, vatandaşın kaldırımını kilitlemiş anlayacağınız…
Trafiğin zaten zar zor ilerlediği, dar olan caddelerin bir kısmına arabaların da park etmesi neticesinde adeta gidiş gelişin sadece tek şeritten sağlandığı caddelerde bir de yayalar kendilerine yol bulmak için ayrı bir çaba sarf ediyordu, kaldırımlar yapıldıktan sonra da bu çabayı sarf etmeye devam etti.
Belediyelerin kaldırım işgalini görüp kestikleri cezalar, dükkan mühürlemeleri de caydırıcı olmuyor ne yazık ki.
Cezalar ödenip aynı işgal devam ettiriliyor ya da mühürler kırılıyor ve adeta yönetici güce meydan okunuyor…
Benzeri bir hikayeyi Ankara Yolunun altında kalan Arabayatağı, Yavuzselim, Ulus, Mevlana, Çınarönü ve Hacivat mahalleri için de söylemek mümkün. Denetimler göz korkutmuyor, cezalar caydırıcı değil. Vatandaşa ait olması gereken kaldırımlar işgal altında.
Benzeri şeylerin Nilüfer’de olmadığını düşünmeniz beni üzer…
Burada elbette şekil biraz değişiyor.
Bu kez işgal alanı AVM’ler…
5 Mayıs 2025 tarihinde yapılan yeni düzenlemeye göre, ‘Alışveriş merkezlerinde, sergi, söyleşi, tanıtım ve imza günleri gibi sosyal ve kültürel etkinlikler için satış alanının en az binde beşi oranında alan ayrılması zorunludur’ deniyor.
Her katın koridorlarında en azından 5-6 tane satış alanı bulunan AVM’lerde bu orana dikkat edildiğini hiç düşünmüyorum nedense…
Hasılı kelam, güçlü olanın şerrinden güçsüz olanı korumak için oluşturulan, vatandaşa eşit yaşam hakkı sunmayı idealize eden yasalar var, fakat uyan yok…
Güçlü gücünün öylesine farkında ve ‘Bana bir şey olmaz’ mantığı kafalara öyle yerleşmiş ki, vatandaşın yürüyüp geçeceği kaldırıma ürün koyabilecek sermayesi olanlar işgal hakkının olduğunu doğal bir biçimde düşünüyor. Kaldırımdan geçme hakkını elinden aldığı vatandaşın kendisinden alışveriş yapmaması halinde dükkanını kaç gün açık tutacağını hiç düşünmüyor, çünkü bizde hakkını savunma kültürü yok ne yazık ki…
Bursa’nın sadece Kozahan’ında değil her yerinde vatandaşın rahat bir nefes alması için kanunen oluşturulması gereken alanlar kısa süre içinde elinde gücü olanlar tarafından işgal ediliyor.
Hakkınızı arayın, sizin için oluşturulan alanların işgaline göz yummayın, şikayet edin, alışverişi kesin, çevrenizi bu konuda uyarın…
Siz yapmazsanız kim yapacak?





