Uludağ’da otel yeri için pazarlığa oturuldu mu?

Keşke zaman beni haklı çıkarmasa dediğimiz zamanlardayız…

Bundan tam iki buçuk yıl önce 2023 yılı Temmuz ayında şehrin sivil toplum kuruluşları ve muhalefet partisi milletvekilleri bir araya gelerek Uludağ Milli Parklar sınırları içindeki 2 hektarlık alanın Uludağ Alan Başkanlığı kurularak bu kuruma devrine karşı çıkmıştı.

Karşı çıkma gerekçesi olarak Kapadokya örneği gösterilmiş ve ‘Bahsedilen 2 hektarlık alan Uludağ’da yapılaşmaya en müsait alan. Kapadokya’da da benzeri bur durum yaşanmıştı, şimdi güzelim doğası tahrip olmuş bir Kapadokya var önümüzde. Bunu Uludağ’a yapmayalım’ denmişti.

Kuruluş kararı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ait olan kararın protesto edildiği eylemin bir saat sonrasına hızlı bir toplantı daha düzenlenmiş, bu kez otel sahipleri basın mensuplarına neden alan başkanlığı istediklerini anlatmışlardı. O günün örneği kayak pistinin ortasındaki bir kayanın kaldırılmasına ilişkin yoğun prosedürlerle otel sahiplerinin hayatının nasıl zorlaştığında kilitlenmişti.

Gel gelelim kimse umumi tuvalet izni ya da çay ocağı ruhsatı ile başlayan, sonu beş yıldızlı otellerle biten, yıllar süren Uludağ kraliyet hikayelerine değinmiyordu.

Bir yerde tüccarın ağzının suyu akıyorsa oradaki bit yeniğini düşüneceksin arkadaş…

O ağızdaki su boşa akmaz devletin aldığı bir kararı duyduğunda…

Sonunda beklenen gün geldi çattı. Ortalık biraz duruldu, konuları, gündemi hızla değişen ve çoğunlukla bu ülkede canıyla cebelleşen vatandaşın dikkati uzun süre çevre sorunları üzerinde kalamıyor ne yazık ki.

Vakit bu vakitti…

Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi TBMM’de. Sonucunda, 50 milli park, 274 tabiat parkı, 111 tabiat anıtı, 32 tabiatı koruma alanı, 136 sulak alan, 85 yaban hayatı geliştirme sahası olmak üzere toplam 822.532 hektar alanın sermayenin hizmetine girmesinin yolu açılıyor.

Zaten beklediğim bir gelişmeydi, en azından Uludağ adına…

Bursa’dan ilk açıklama DOĞADER’e aitti.

“Bu düzenlemeyle birlikte; milli parklardaki kaçak yapılar yıkılmayacak, ‘değerlendirme’ adı altında meşrulaştırılacaktır. Yeni asfalt yollar açılacak, ormanlarda yangın riskini artıran enerji nakil hatları çekilecek, otel, restoran, kafe gibi turistik tesislerin inşasına izin verilecektir.

Uludağ Alan Başkanlığı Yasası ile talan edilemeyen bölgeler, bu yeni düzenleme aracılığıyla maden şirketlerine, şişelenmiş su firmalarına ve turizm sermayesine teslim edilmek istenmektedir” dediler açıklamalarında.

Sonraki açıklamayı Bursa Su Kolektifi yaptı.

“Milli parklar, 24 yıllık AK Parti iktidarının maden, enerji ve inşaat temelli ekonomisine karşı hep ayak bağı olarak görüldü.

Şimdi ise, milli parklarda çok daha büyük bir kıyıma hazırlanıyorlar. Daha önce Orman Kanunu’na getirilen maden, enerji, altyapı yatırım izinleri şimdi Milli Parklar için uygulamak isteniyor” dediler.

Burada üzerinde hassasiyetle durulması gereken kısım şu;

Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezleri dışında kalan milli parklar ve tabiat parklarında kamu yararı olmak şartıyla ve plan dahilinde, turistik amaçlı bina ve tesisler yapmak üzere gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri lehine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın görüşü alınarak Tarım ve Orman Bakanlığı’nca izin verilebilecek. Bu izin üzerine gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri lehine tesis edilecek intifa hakkı süresi 49 yılı geçemeyecek, bu süre sonunda bütün tesisler eksiksiz olarak Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün tasarrufuna geçecek. Ancak işletmesinin başarılı olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca belgelenen hak sahiplerinin intifa hakkı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nca tesisin rayiç değeri üzerinden belirlenecek bedelle 99 seneye kadar uzatılabilecek. Bu durumda Genel Müdürlüğe devir işlemi bu uzatma sonunda yapılacak.

Bir tüccar Uludağ’da bir tesis inşa ederek 100 yıl bu tesisin sahibi olarak kalabilecek!

Şimdi yazının başında yana yakıla bir toplantı düzenleyerek, Uludağ’da nasıl da zor şartlarda hizmet verdiğini beyan eden işletme sahipleri sanki imara açık turizm bölgesinden yer alıyormuş gibi üstelik bila bedel, yani parasız, bir yer alarak oraya otel yapıp bu işletmeyi çatır çatır işletecek. Elektriğini bağlatacak, suyunu bağlatacak, 100 yıl da sefasını sürecek.

Şehrin tüm dinamikleri, milletvekilleri, belediye başkanları, akademik odaları Uludağ’a sahip çıkmak için birlik olmalı diyeceğim de beyhude…

Sonra insan düşünüyor, oralardan kimler otel yeri almak için çoktan masalarda pazarlıklara oturmuştur diye…