Üç buçuk yanı denizlerle çevrili ülkemizin artık dört bir yanı da kaoslarla çevrili. Artık yabancıların gelmeye ürktükleri bir ülke haline geldik. Ki biz milli gelirimizin hatırı sayılır bir bölümünü turizm gelirlerimizden karşılıyoruz.

İlk önce domuz gribi salgınının ülkemiz topraklarına ağır ağır yaklaşmasını izledik. Sonunda geldi kapıya dayandı domuz gibi domuz gribi. Bir türlü gitmiyor hatta yerini sevdi yayılıyor. Alınacak önlemler arasında da en tehlikeli olanları seçiyoruz kalabalık nüfusumuzu azaltmak istediğimiz belli… hiçbir ülke vatandaşlarına aşı yaptırmaya yeltenmezken, hatta bu sevimli aşıcık üretildiği ülke olan Amerika birleşik devletlerinde bile uygulanması yasaklanmış bir ecza iken biz kahramanca ortaya çıkıyoruz vatandaşlarımıza bu aşıyı yaptırmak için. İlk önce de çocukları aşılıyoruz onların toplu halde bulundukları ortamlar olan okulları basarak. Ne acayip bir durum değil mi? Dev ilaç firmalararının baskılarına dünya üzerinde boyun eğen bir biz varız bir de Pakistan.

Domuz gribi bir tanesi dünyaya bedel olan türk halkı için yeterli bir kaos değil ki, biz bunun gibi niceleriyle tek elimizle başaçıkmışız. Tabii hemen yeni bir kaos konusu var onu verelim diyerek derhal İsrail ile tatbikat krizine giriyoruz. Tatbikatı haber verdindi vermedindi derken eski defterler de açılıyor ve israille tarihte de anlaşamadığımız çıkıyor ortaya. Ticaretin kalbini elinde tutan Yahudi tüccürlar durumdan tedirginler. Ülkemize ticari ziyaretlerini azaltmayı tercih ediyorlar çünkü Türkiye güvenli bir ülke değil onlar için. Eeee… bu ülkenin sokaklarında canım bir Hıristiyan öldürmek istedi diyerek adam doğrayan manyaklar varken gerginlik zamanlarında ziyaretlerin azalması gayet normal.

Fakat bizim için bu da yeterince önemli bir kaos sayılmaz. Hemen ne yapıyoruz Azerbaycan ile bayrak krizi çıkarıyoruz. Aslında krizin çıkış tarihinin doğalgaza yeni yıla kadar zam yapılmayacağı biçimindeki açıklamaların hemen ertesi haftasına denk gelmesi ve Azeri halkının baskısı ile doğalgaza zammın kapıda olduğunun bir hafta sonra gazete sayfalarını süslemesi de enteresan bir gelişme ancak sayın dışişleri bakanımızın çıkan bayrak krizini bu derece sündürmeyi becerebilmesi daha da dikkate değer. Nasıl oluyor da böylesine kolay telafi edilebilecek bir konuyu nokta vermelere kadar uzatabiliyorlar ben anlıyamıyorum. Bizler Azeri halkı ile adeta kardeş topluluklarız yanlış anlaşılmaların ve küçük hataların kolaylıkla üstesinden gelmemiz gerekirken ve de o Bursa’da oynanan maçın organizasyonunda oluşan boşlukların hiç olmaması gerekirken gelinen nokta çok vahim. Bir uluslar arası sınavı daha veremedik hatta ve hatta bu sınavdan hiç çıkmaması gereken, çıkması neredeyse imkansız bir sonuca da ulaştık. İşte size Azerbaycan krizi.

Son noktayı da koymanın vakti geldi diye düşünenlere kürt açılımının neden olduğu son kaos ve kriz konusundan da bahsederek konuyu kapatacağımı belirtmek isterim. Kürt açılımı sürecinde dağdaki pkk kamplarından teslim olmalar –bizden başka bu duruma teslim olma diyen yok ama neyse- hiç de beklendiği gibi tükenmişlik havasında olmadı. Aksine kürt halkına göre bu bir teslimiyet değil kazanılan zafer sonucunda barış elçisi gönderme durumu. Hal böyle olunca sayın başbakanımız kandil dağından boynu bükük gelecek pkk üyelerini beklenken karşısında adeta bir düğün alayı buluverdi.  Pkk üyelerinin 24 saatlik şenlik havasındaki yolculukları televizyonlarda saniye saniye gösterilip DTP eş başkanı Emine Ayna’nın döktüğü sevinç göz yaşları gözümüzün içine sokulunca zaten bir süredir hızla doldurulan bardak taştı ve nihayet şehit aileleri, gaziler ilk tepki gösterenler oldu. Hükümet ve pkk derhal geri adım attı. Örgütün Avrupa kanadından Türkiye’ye geleceklerin nasıl karşılanacağı şimdilik merak konusu. Ancak sert açıklamalar havalarda uçuşuyor. Bir gün kürt açılımını bizzat kendisi açan sayın başbakan sanki bu konuyla hiç alakası yokmuş gibi davranak kürsülerde atıp tutuyor, diğer gün DTP başkanı Türk bu atıp tutuşların atışlarını tutup tutuşlarını geri atıyor. Aradan da muhalefet partileri yapılan top cambazlığına katılmaya çalışarak oy toplama derdinde ortalarda geziniyor.

 Tüm bu çalışmalar sonucunda da sevgili ülkemin dört bir yanı kaoslarla çevrilmiş bulunuyor. Ben de merak ediyorum artık bu kaoslar nerden çıkıyor?