Kabul etmek lazım ki, özellikle son yıllarda ülkemizde yapılan tüm sınavlar yanlışlara, hatalara, bilgi ve hak hırsızlıklarına kurban gitti.
Eğitimde zenginle fakiri birbirinden ayıran, herkese adalet sağladığı düşünülen sınavların güvenilirliklerini yitirdikleri öylesine sık konuşulur oldu ki, memuriyet sınavlarına kadar sinen bu durum ülkenin her yerinde şaibe nidalarının yükseldiğini bir kez daha ortaya koydu.
Şimdilerde kulağıma gelen duyumlar özel durumlar için yapılan sınavlarda dahi böylesine şaibelerin olabileceği yönünde şüpheler uyandırıyor.
Pek çoğunuz bilmeyebilirsiniz ancak 22 Mart bazı öğrenciler ve aileler için önemli bir sınavın, BTSO tarafından Bursa eğitimine armağan edilen Eğitim Vadisi’nde bulunan Bilim Sanat Merkezi’nin öğrenci seçme sınavlarının düzenleneceği tarih.
Belki de ülkemizin geleceğinde önemli söz sahibi olacak özel yetenekli ve üstün zekalı çocukların tespit edilmesi, sonrasında ise yeteneklerine ve zekalarına uygun eğitimler almaları için varlığını sürdüren bu merkezin öğrenci seçme sınavları şaibe nidalarına kurban giderse gerçekten üzücü olur diye düşünüyorum.
Ancaaaakkkk….
Devlet okullarında öğretmenlerin kılı kırk yararak bu sınava katılmak üzere öğrenci seçmeleri söz konusu iken bazı özel okulların velilerine “Bilim Sanat Merkezi’nin sınavına çocuğunu yazdırmak isteyen velilerimiz bize bilgi versin ona göre başvuru yapacağız” biçimindeki tavırlar sergiledikleri hatta bazı özel okulların bütün sınıflarını bu sınava sokmaya çalıştıkları iddia ediliyor ne yazık ki.
Bu durum elbette özel yetenekleri olan çocukları tespit etmeye çalışan uzmanları hayli zor duruma sokuyordur diye düşünüyorum.
Bir diğer yandan artık iyice laçkalaşan sınav sisteminde olduğu gibi Bilim Sanat Merkezi’nin sınavlarının da soruları önceden dağıtılan, kazanacak öğrencileri önceden belirlenmiş sınavlar haline dönüştükleri eğitimciler hatta ve hatta veliler arasında bile konuşulagelen iddialar arasında yerini almaya başlamış.
Resim, müzik, edebiyat, bilim alanında özel yetenekleri olan, zeka düzeyleri normal öğrenme düzeyinin üstünde seyreden çocukların tespit edilmesi için halk olunan böyle bir merkezin “soruları önceden dağıtılan, kazananlar önceden belli olan” kurumlar arasında yer alması ihtimali bile yeterince ürkütücü görünüyor.
Devlet okulları ile özel okullar arasında giderek açılan eğitim marjının zengin ile fakiri birbirinden eşitlikler anlamında da ayırdığının bilincinde olmak zorunda kalan bir veli olarak bir ülkenin dahilerini, ressamlarını, müzisyenlerini, edebiyatçılarını yetiştirmeye soyunmuş böylesine önemli bir kurumun sınavlarının şaibelere kurban gitmemesi için, azami dikkat gösterilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Duyduğum söylentilerin -umarım sadece söylentidir bütün bunlar- yaygınlaşması bile bir itibar kaybıdır ve BTSO Bilim Sanat Merkezi en kısa sürede bu imajı daha doğru bir yere oturtmak zorundadır.
Ki, biz de “Bilim Sanat Merkezi’nde neler oluyor?” diye sormak zorunda kalmayalım.




