Kadınların eğitimi konusu ülkemizin değişmeyen gündem maddelerinden birini oluşturur. Çeşitli sivil toplum kuruluşları, dernekler ve vakıflar kız çocuklarının özellikle kırsal bölgelerdeki cahilliğine son vermek için büyük mücadele içinde. Gösterilen çabalar hakikaten taktireşayan. Ancak unutulan bir nokta var ki, önümüzdeki yıllarda da Türkiye gündeminden kadınlarının eğitiminin düşmeyeceğinin habercisi. Bu nokta eğitilen, kaliteli işgücü haline getirilen kadınların üretime bir türlü katılamaması.
Evet kadınların, kız çocuklarının eğitimi elbette önemli ancak gayri safi milli hasıladan önemli bir pay ayrılarak yapılan eğitim çalışmalarının ülke ekonomisine bir katsının olması da iyi bir sonuç olurdu doğrusu. Ne yazık ki, ülkemizin sevgili başbakanı bile kadınların çalışma hayatında var olamayacağını düşünüyor olsa gerek kızlarını en iyi okullarda hatta yurtdışlarında okuttuğu halde okullarından mezun olur olmaz evlendirmeyi tercih ediyor. Tabii evlenen kadının iş hayatının bitmesi de ülkemizde kaçınılmaz son.
Kız çocuklarının okuması, kadınlarımızın en azından okuryazar düzeye gelip evlerinde de olsa ekonomik özgürlüklerini kazanacak işler yapmalarının sağlanması gibi konularda ter döken çeşitli kuruluşlar bile kadınları çalışma hayatında görmekten kaçınıyor adeta.
Yani eğer kadınsanız tabii çalışabilirsiniz ancak doğanın yasalarına uyarak evlendiyseniz hatta bir de üstüne üreme güdünüze engel olamayıp çocuk doğurduysanız artık çalışma hayatına bay bay diyebilirsiniz. Çünkü patronlar çalışan evli ve çocuklu kadın istemiyorlar. Sebepleri gayet açık. Erkek egemen Türk toplumunda annenin rolü belli ÇOCUKLARA BAKMAK! Bu durum siz çalışan kadın da olsanız, ev kadını da olsanız değişmediği için; Erkek patron adayları eşlerin çalışan kadınlara nasıl yardımcı olmadıklarını kendi eşlerine karşı takındıkları tutumlardan gayet iyi bildikleri için; çocukları ile boğuşan kadınların aynı zamanda yapılması gereken işlere konsantre olamayacağını düşünüyorlar. Dediğim gibi kendilerinden biliyorlar ki, ve tabii onlar çalışmak için yaratıldıklarından evin bütün yükü kadınların üzerindedir. Kadın eğer çalışmak istiyor ve bu yolla egolarını tatmine çalışıyorsa bu onun sorunudur. Öncelikli olarak asıl görevler yani evle, çocuklarla ilgili sorunlar aşılmalı daha sonra eğer zaman kalırsa profesyonel iş hayatında kendine bir yer edinmeye çalışılmalıdır.
Velhasıl kelam iş dünyası kadınları okullarından mezun olduktan sonra en fazla 10 yıl kullanır-tabii gerek görürse- sonra da çöpe atar.
Peki neye yaradı gayri safi milli hasıladan binlerce dolar harcanarak okutulan kızların eğitimleri. Sağlıklı bireyler yetiştirmeye mi? Sadece bunun içinse bunca üniversite okumalar, mastır, yüksek lisans yapmalar, kurslara, seminerlere katılmalar, şunun ya da bunun uzmanı olmalar gerek yok… liselerde birkaç yıl okutulacak pedagoji dersleri bunun için yeter de artar bile. Hatta belki böyle bir yöntem izlenirse kadınlar çalışma hayatından uzak durmanın kendilerinde yarattığı stresi çocuklarına yansıtmazlar ve daha mutlu bebekleri olur. Kişinin gelecek ile ilgili beklentilerini ne kadar sınırlarsanız o oranda mutlu edersiniz onu.
Ne harika bir tablo değil mi? Sadece çocuk bakan ve ev işi yapan üstelik bunları da mükemmel derecede güzel yapan mutlu beklentisiz kadınlar…
Oldu olacak sevgili erkek egemen dünyanızın kurallarına uysun diye şimdiye kadar eğittiğiniz ancak bir kenara attığınız iş hayatındaki tecrübelerini ve becerilerini yok saydığınız kadınların üzerine bir etiket yapıştırın ve yazın EĞİTİM ZAYİATI!!!




