Seçime yaklaştıkça kızışan siyaset arenasında hafta sonundan bu yana öyle bir gerginlik, öyle bir gündem tartışılıyor ki, evlere şenlik.
AKP’nin Bursa’daki en güçlü isimlerinden olan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanının çözüm sürecine ilişkin konuşmalarını kendi üslubu olan nazik diliyle iddialı bir biçimde yalanlayıverdi.
Cumhurbaşkanının bu yalanlamaya itiraz etmesi ve çözüm sürecinde bizlerin içeriğini bilmediğimiz 10 maddelik Dolmabahçe Protokolünün uygulanmasının mümkün olmadığına yönelik çıkışı ile tartışmanın içine HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş da katıldı.
Ancak tartışmanın esas muhatabı Demirtaş değil doğrudan Bülent Arınç’dı.
Bursa’nın gördüğü en naif, en kibar, en duygusal siyasilerden biri olan Arınç tartışmayı bu noktada terk etmek, daha önceleri yaptığı gibi olanların üzerine bir sünger çekmek yerine doğru bildiğini ısrarla savunma yönüne gitti ve “Sayın Cumhurbaşkanı güçlüsünüz anladık da biz de hükümetiz sonuçta. Bırak da işimizi yapalım” anlamına gelecek kibar açıklamalarda bulundu.
Üstelik bu açıklamaların öncesinde “Cumhurbaşkanlığı makamı ile Hükümet arasında bir gerginlik var mıdır? Sorusunu da yanlış bulmuyorum bu soruyu sormakta haklısınız” dedi.
Tüm bunlar ekranlarda, gazetelerde gözümün önünden geçerken beynimde çakan şimşeklere mani olamadım, olamayınca da sizinle paylaşma isteği duydum affınıza sığınarak.
Peki neden oldu bu tartışmalar? Neden sayın Arınç, böylesine bir çıkışa ihtiyaç duydu. -zira şimdiye kadar durum hep böyle gelişmiş, Cumhurbaşkanı Hükümetin kendisiymiş gibi hareket etmiş ve kimse sesini çıkarmamıştı-
Abdullah Gül’ün siyaset dışına itilme çalışmaları başarılı olamayınca siyasete davet edilmesi nedense ondan oldu bu tartışmalar.
Hakan Fidan ile milletvekili aday adaylığını onaylamak ya da onaylamamak konusunda neden tartışıldıysa ondan oldu.
Davutoğlu Hakan Fidan’ın adaylığını destekleyerek bir tartışmanın içine girmeye çalışıp neden beceremediyse ondan oldu.
Merkez bankası başkanı kameraların önünde neden rencide edildiyse ondan oldu.
Ali Babacanla neden ekonomik politikalara nasıl yön verileceğine ilişkin tartışmalar yürütüldüyse ondan oldu.
Hakan Fidan “aday adaylığından vazgeçtim” diyerek nasıl tereyağından kıl çeker gibi görevine döndüyse ondan oldu.
Bülent Arınç, Bursa’nın vekili olmasının yanı sıra, Başbakan Yardımcısı olmasının yanı sıra AKP’nin kuruluşunda görev alan önemli isimlerden de biri. Partinin bel kemiklerinden biri yani. Şimdi görüyoruz ki, bu kemikler birer birer AKP bedeninin altından çekilmeye başlıyor.
Bu dönemi siyaseten son dönemi olarak kabul eden, bundan sonra siyaset yapmayacağım diyen Bülent Arınç’ın verdiği sinyaller yepyeni bir siyasi yapının beden bulma sancıları mıdır diye düşünüyor insan???
Belki de yeni siyasi oluşumun temelleri Bursa’da atılır kim bilir???




